Elif Oktav - Anasayfa
Elif Oktav
Elif Oktav - Biyografi
Elif Oktav
Elif Oktav - Yazılar
Elif Oktav
Elif Oktav - Şiirler
Elif Oktav
Elif Oktav - Haberler
Elif Oktav
Elif Oktav - İletişim










Derki`nin 29. sayısı çıktı...

Sezgi, bilgi kaynakları birbirinden tamamen farklı olan, içgüdü ile karıştırılır. İçgüdüler insana özgü olmayıp, tüm canlıların temel yaşamsal işlevlerini koruyabilmeleri için gerekliliklerini hatırlatan bir uyarı mekanizmasıdır. Sezginin kaynağı ise, yaşamsal kaygılardan daha derinlerdedir. Devamı...

Google Özel Arama ile site içinde arama yapabilirsiniz

HABERCİ
Duyurular, yenilikler ve süprizlerden haberdar olabilmeniz için sizleri e-posta listeme bekliyorum.
Adınız:
Soyadınız:
e-Posta:
 





Yazıları

Sezgi Sezgi
Bir Gönül Meclisinden Arta Kalan Bir Gönül Meclisinden Arta Kalan
İşyerinde Stres: Komik ve Eğlenceli İşyerinde Stres: Komik ve Eğlenceli
Kendine Ait Bir Evde: Kadın, Edebiyat ve Yalnız Kalma Hakkı Kendine Ait Bir Evde: Kadın, Edebiyat ve Yalnız ...
Facebook`la Astral Seyahat Facebook'la Astral Seyahat
Google Kendini Bilmek midir? Google Kendini Bilmek midir?
Aldatılmak Önemli Değil Aslında Aldatılmak Önemli Değil Aslında
Reiki ve Hikmet Reiki ve Hikmet
Stresle Başbaşa Çıkmak Stresle Başbaşa Çıkmak
Bir Erkeğin Elinden Kadın Bedeni Bir Erkeğin Elinden Kadın Bedeni
Bir Ses Bir Ses
Picasso`nun Barış Güvercinini Kim Vurdu? Picasso'nun Barış Güvercinini Kim Vurdu?
Dişil Bereket Dişil Bereket
İnsan Olmak! Evrimin Neresindeyiz? İnsan Olmak! Evrimin Neresindeyiz?
Tavla(ma) Sanatı Tavla(ma) Sanatı
Sarı Güller Sarı Güller

Sezgi

İlginç bir şekilde bu yazı fazlasıyla didaktik oldu. Didaktik olmamayı seçtiğimi, yazılarımı takip edenler bilirler. Bu yazıdaki yolculuğumuz farklı oldu. Biraz da akışı bu şekilde yakalamak gerekiyor demek ki.

Sezgi, bilgi kaynakları birbirinden tamamen farklı olan, içgüdü ile karıştırılır. İçgüdüler insana özgü olmayıp, tüm canlıların temel yaşamsal işlevlerini koruyabilmeleri için gerekliliklerini hatırlatan bir uyarı mekanizmasıdır. Sezginin kaynağı ise, yaşamsal kaygılardan daha derinlerdedir. Sezgi, kaynağı itibariyle, seyr-i sülûk halinde rehbere dönüşebilen bir ustadır.



Sezgi, sözde bilinmeyenden gelen bilgidir. Bu bilgi ne kadar bilinç seviyesine ulaştırılırsa o kadar mantıklı(!), inanılır(!) ve güvenilir(!) olur. Yaklaşamadığı durumlarda ise, sezgiyi değerlendirenler için bir soru işaretine dönüşür. Şizofreni ile karıştırıldığı temel nokta da burasıdır.

İnsanlar iç ve dış dünyayla bağlantılarını bilgi aracılığıyla yaparlar. Bilgi ise, beyin sistemimiz içinde şu ya da bu yöntemlerle toparladığımız veriler yığınıdır. Unutmamak gerekir ki, beynin tamamını kullanmıyoruz. Beynimizin bu kullanmadığımız ve yönetmediğimiz, yani farkındalığımızın olmadığı, alanlarda da bilgiler toplanmaya ve dönüştürülmeye devam eder. Beynimiz bu işlemleri yapadursun, bizler beynimizin bu alanından gelen bilgilerin farkına varmayız.

Bilinç seviyemizi bu bilgileri değerlendirebilecek düzeye ulaştıramadıktan sonra, bu durum bizde yansımasını hissetmek şeklinde gösterir. “Bana öyle gibi geldi.” deriz. Farkındalığımızın seviyesi bu noktada kalır. Bizlerin tekamülünü sağlayacak olan, sezmekten öte, sezgilerin değerlendirilmesi ve sonuçlarını alınması sürecidir.

Beyin beş duyunun topladığı verilere dayanarak çalışır. Beyin belli bir kapasiteye ulaştığında beş duyuyla gelen bilgiyi en iyişekilde harmanlayarak, doğru bilgiye ulaşabilir. Beyin beş duyu organımızla
algıladığımız bilgilerden daha farklı bilgileri de toplamaktadır. Bu bilgilere, beş duyumuz dışındaki altıncı, yedinci, sekizinci duyularımızla ulaşabilmekteyiz. Buradan gelen bilgiler beş duyudan gelen bilgilerle bir havuzda toplanır. Akıl bu bilgileri düzenleyerek, yeni bilgilere ulaşılır. Bu bilgiler ışığında da üst seviyedeki neticelere ulaşılır. İşte bu düşünme ve bilinç seviyesinde evrenin genel geçer yasalarına, kainatın dilini anlamaya vakıf olur. Bu noktada sezgi, zihnin derin tefekkür halidir.

Bu yol tuzaklarla dolu bir yoldur. En büyük tuzak ise nefsimizdir. Kendimize karşı dürüst olmayı kaybettiğimiz noktada, tuzaklara birbiri ardınca düşmeye başlarız. Ta ki nefsin hile yöntemlerinin farkına varıncaya kadar.

Sezgi, iyi eğitildiğinde ve yöntemleri bilindiğinde, insanoğluna verilmiş en büyük güçlerden biridir. Sezgilerimiz sayesinden evrene uyumlanma ve evrenin yasalarını çözme sürecimizi hızlandırabiliriz.

İşte bu yüzden zaman zaman sanki olacakları önceden bilir gibi oluruz. Aldığımız kararlar o anki beyin koşullarında ve bilgi seviyesinde sanki saçma ya da hatalı gibi gözükür. Oysaki herşey sadece olması gerektiği gibidir. Yani bizlerin öğrenmeyi seçtiği şey gibi. Bizlerin yaşamak istediği deneyimler gibi.

Hayat denen seçim skalasında, hepimiz yaptığımız seçimlerin deneyimlerini yaşarız ve her an öğreniriz. Farkına vararak ya da varmayarak…İşte bütün mesele bu.




  • Kaynak belirtilmiş içerikler ve resimler haricindeki içerikler ve resimler Elif Oktav'a aittir.
  • Elif Oktav'a ait içerikler ve resimler Elif Oktav'dan izinsiz kullanılamaz.
  • Dış kaynaklı içerikler ve resimler ilgili sitelerden izinsiz kullanılamaz.
  • ElifOktav.com © 2007